<![CDATA[TBC / Türkiye'nin Bahis Merkezi]]> http://www.turkbetcenter.com/forum tr Fri, 15 May 2009 03:17:01 GMT vBulletin 60 http://www.turkbetcenter.com/forum/images/misc/rss.jpg <![CDATA[TBC / Türkiye'nin Bahis Merkezi]]> http://www.turkbetcenter.com/forum Ah ooo Yıllar ;) http://www.turkbetcenter.com/forum/showthread.php?t=9274&goto=newpost Thu, 14 May 2009 17:48:22 GMT *Bugün gelen bir mailde aşağıda ki resimler vardı....* *Birden eski yıllara yolculuk yaptık....* *Sizinde aklınıza gelen şeyler olursa...
Bugün gelen bir mailde aşağıda ki resimler vardı....

Birden eski yıllara yolculuk yaptık....

Sizinde aklınıza gelen şeyler olursa paylaşabilirsiniz...

]]>
Serbest Kürsü Polemarch http://www.turkbetcenter.com/forum/showthread.php?t=9274
Fırtına çıktığında uyuyabilirim .... http://www.turkbetcenter.com/forum/showthread.php?t=9273&goto=newpost Thu, 14 May 2009 17:36:05 GMT Yıllar önce bir çiftçi, fırtınası bol olan bir tepede bir çiftlik satın almıştı. Yerleştikten sonra ilk işi bir yardımcı aramak oldu.Ama ne yakındaki... Yıllar önce bir çiftçi, fırtınası bol olan bir tepede bir çiftlik satın almıştı. Yerleştikten sonra ilk işi bir yardımcı aramak oldu.Ama ne yakındaki köylerden ne de uzaktakilerden kimse onun çiftliğinde çalışmak istemiyordu. Müracaatçıların hepsi çiftliğin yerini görünce çalışmaktan vaz geçiyor, 'burası fırtınalıdır, siz de vazgeçseniz iyi olur' diyorlardı.

Nihayet çelimsiz, orta yaşı geçkince bir adam işi kabul etti. Adamın haline bakıp 'çiftlik işlerinden anlar mısın?' diye sormadan edemedi çiflik sahibi.
'Sayılır' dedi adam, 'fırtına çıktığında uyuyabilirim.'

Bu ilgisiz sözü biraz düşündü, sonra boşverip çaresiz adamı işe aldı. Haftalar geçtikçe adamın çiftlik işlerini düzenli olarak yürüttüğünü de görünce içi rahatladı.
Ta ki o fırtınaya kadar...

Gece yarısı, fırtınanın o müthiş uğultusuyla uyandı. Öyle ki, bina çatırdıyordu. Yatağından fırladı, adamın odasına koştu:

'Kalk, kalk! Fırtına çıktı. Herşeyi uçurmadan yapabileceklerimizi yapalım.'
Adam yatağından bile doğrulmadan mırıldandı: 'Boşverin efendim, gidin yatın. İşe girerken ben size fırtına çıktığında uyuyabilirim demiştim ya.'

Çiftçi adamın rahatlığına çıldırmıştı. Ertesi sabah ilk işi onu kovmak olacaktı, ama şimdi fırtınaya bir çare bulmak gerekiyordu.Dışarı çıktı, saman balyalarına koştu:

A-aa! Saman balyaları birleştirilmiş, üzeri muşamba ile örtülmüş, sıkıca bağlanmıştı. Ahıra koştu. İneklerin tamamı bahçeden ahıra sokulmuş, ahırın kapısı desteklenmişti. Tekrar evine yöneldi; evin kepenklerinin tamamı kapatılmıştı. Çiftçi rahatlamış bir halde odasına döndü, yatağına yattı.

Fırtına uğuldamaya devam ediyordu.

Gülümsedi ve gözlerini kapatırken mırıldandı : Fırtına çıktığında uyuyabilirim :)
Sıkıntılara zihnen (bilgi, plan), manen (dua), maddeten (tedbir) hazırsanız, fırtına çıktığında uyuyabilirsiniz...
Hayatınız boyunca;

KIZGINLIKLA KARAR ALMAYIN, MUTLULUKTAN UÇTUĞUNUZDA SÖZ VERMEYİN. İKİSİ DE SARHOŞLUKTANDIR... ]]>
Serbest Kürsü Polemarch http://www.turkbetcenter.com/forum/showthread.php?t=9273
Fortis Türkiye Kupası Bjk - Fb : 4 -2 http://www.turkbetcenter.com/forum/showthread.php?t=9241&goto=newpost Wed, 13 May 2009 19:04:28 GMT Final Maçı hakkındaki yorumlarınız düşünceleriniz . . . :pokal16: *BJK* :pokal16:
Final Maçı hakkındaki yorumlarınız düşünceleriniz . . .


:pokal16: BJK :pokal16:
]]>
Tartışma Alanı CoAx3R http://www.turkbetcenter.com/forum/showthread.php?t=9241
PES 2010 Geliyor http://www.turkbetcenter.com/forum/showthread.php?t=9232&goto=newpost Wed, 13 May 2009 11:00:24 GMT *Konami, halen geliştirilmesi devam eden Pro Evolution Soccer 2010 için ilk** oyun içi görseli yayınladı. **Resim:... Konami, halen geliştirilmesi devam eden Pro Evolution Soccer 2010 için ilk oyun içi görseli yayınladı.

Click the image to open in full size.

Gelişmiş grafik motorunu oyunculara tadımlık da olsa göstermek isteyen Konami, PES 2010'dan ilk oyun içi görüntüde, oyunun kapak yıldızı Lionel Messi'yi sundu. Göz alıcı detay seviyesine sahip olan görselde, güneşin konumu ve gölgelendirmeler dikkati çekiyor. Ayrıca PES Productions, şimdiye kadar görülmüş en canlı oyuncu tasarımları üzerinde son sürat çalışmaya devam ediyor.

Oyuncu ifadeleri oyuna tamamen eklenmiş,ayrıntı seviyesi ise her oyuncunun kendine has ten dokusuna sahip olması ve formalarda delikli materyallerin kullanılmasına kadar geliştirilmiş durumda.Görsel açıdan hayli geliştirildiğini gözlemlediğimiz PES 2010'da bakalım oynanış mekaniği ne doğrultuda değişecek.

-----------

Bir PES fanatiği olarak heyecanla bekliyorum oyunu.Sizde oyunla ilgili görüşlerinizi,beklentilerinizi,çıkacak oyun hakkındaki bilgilerinizi buradan paylaşabilirsiniz ;)
]]>
Serbest Kürsü can77 http://www.turkbetcenter.com/forum/showthread.php?t=9232
Diş Macunu ReklaMı ( SinyaL ) :D http://www.turkbetcenter.com/forum/showthread.php?t=9203&goto=newpost Tue, 12 May 2009 19:45:28 GMT [video]İlgili aramalar: komik - macun - lahanam - ah anam lahanam - macun - esmeralda - sütü seven kamyoncu

[/video]

Buda Burdan izleyemeyenLer için linki :) :xc:
http://www.izlesene.com/video/komik_...r-macun/540589
]]>
Serbest Kürsü GFBurak http://www.turkbetcenter.com/forum/showthread.php?t=9203
<![CDATA[Hadise'nin kostümü belli oldu...]]> http://www.turkbetcenter.com/forum/showthread.php?t=9152&goto=newpost Mon, 11 May 2009 18:51:36 GMT Yarın Eurovision Şarkı Yarışması Yarı Final'inde Sinan Akçıl imzalı "Düm Tek Tek" şarkısıyla 9. sırada ülkemizi temsil edecek Hadise, göbeği açık, iki parçadan oluşan Gizia markalı bir kostüm giyecek...... ]]> Serbest Kürsü CoAx3R http://www.turkbetcenter.com/forum/showthread.php?t=9152 bulent kormaz kendını ne sanıyor http://www.turkbetcenter.com/forum/showthread.php?t=9146&goto=newpost Mon, 11 May 2009 16:59:26 GMT bu haftakı gs macını ızlemedıgım ıcın bu olaydan sonradan haberım oldu hatta gazeteden haberım oldu olay aslında su ankaragucu macının 90 + 1 yada... bu haftakı gs macını ızlemedıgım ıcın bu olaydan sonradan haberım oldu hatta gazeteden haberım oldu olay aslında su ankaragucu macının 90 + 1 yada 2dakıkasında harry kewellı oynuya alması acıkcası bu bana dokundu neden mı sole acıklayayım


harry kewell bu takımın bır yıldızı cok super bır gecmısı olan bır yıldız ve bu super yetenek galatasarayda oynuyor kı bu takımda oynadıgına sukretmelıdır korkmaz tam bır profesyonel bugune kadar ne bır kavgası ne bır dısıplınsız tavırları olmamıstır ne yonetıme nede bulente

ama sen bulent korkmaz sen bole bır futbolcuyu son dakıka zaman gecırmek ıcın alamzsın ban gore bu cok yanlıs bu o futbolcuyu asagılamaktır sakın yanlıs anlamayın arkadaslar bole bır futbolcu macın son yarım sanıyesınde alınmaz ona saygısızlık yapılmıs olur kı sen galatasaray gıbı buyuk bır kulupsun senın zaman gecırme opsıyonun olmamlı sen sahaya cıkıp topunu oynarsın

he sımdı bana sorcaksınız son dakıka oyuna gıren arkadaslkarımıza sygısılık mı oluyo dıye hayır tabıkıde son 5 dakıka oyuna alsa gene bu kadar canım yanmaz ama sen son 30 sanıye ıcın oyuna alıyorsan bu o adamla dalga gecmek he evet genc bır futbolcu olsa gene yapılır nıye mı

cunku genc futbolcular tecrubeyı son dakıklarda oyuna gırerek yasarla bazı mac son 5 dakka bazı maclar son 10 dakka yanı o macın havasını tadarlar ama karsında bır yenı yetme 18 yasındakı bır futbolcu yok bulent korkmaz dur orda bakalım

ha asla kımse bulent dusmanı gıbı algılamasın benı ama velakın sen bu takımın eskıden o uefa ve super kupayı kazanan takımın en onemlı parcasısın ve gercek bır galatsaraylıysan bu hatalrı yapmamalısın ayrıca yonetımın oyununa gelmelısın senı pıyon olarak kullananların oyununu gelen bır kısın ve buda senın efsane futbolcu ozellıgını keybettırdı dıyebılırız


ayrıca teknık dırektorluk vasıflarına da sahıp olmayan bır kısılık sen nasıl olurdu lıncoln gıbı bır dengesıze (affedersınız ama onun ıcın az bıle) bu kadar tavız verebılrısın gs nın mac secen ve ıstedıgı zaman oynuyon lıncoln gıbı futbolcularla ısı olmaz

o yuzden yonetımın fıkrımce kewell baros gıbı yıldız oyuncularının degerını bılsın onları kımseye ezdırmesın tabıkı baslarınada cıkarmasınlar

saygılarımla.............. ]]>
Tartışma Alanı pusat http://www.turkbetcenter.com/forum/showthread.php?t=9146
Mix Şiirler http://www.turkbetcenter.com/forum/showthread.php?t=9129&goto=newpost Mon, 11 May 2009 13:28:58 GMT *BAŞKA TÜRLÜ BİR ŞEY * başka türlü bir şey benim istediğim ne... BAŞKA TÜRLÜ BİR ŞEY

başka türlü bir şey benim istediğim
ne ağaca benzer, ne de buluta
burası gibi değil gideceğim memleket
denizi ayrı deniz,
havası ayrı hava..

bir başka yolculuk dalından düşmek yere
yaşadığından uzun

bir tatlı yolculuk dalından inmek yere
ağacın yüksekliğince
dalın yüksekliğince rüzgarda
ve bir yeni ömür
vardığın çimen yeşilliğince

nerde gördüklerim
nerde o beklediğim
rengi başka
tadı başka..

CAN YÜCEL
]]>
Edebiyat respect06 http://www.turkbetcenter.com/forum/showthread.php?t=9129
İlginç Bilgiler... Genel Kültür Hesabı :D http://www.turkbetcenter.com/forum/showthread.php?t=9125&goto=newpost Mon, 11 May 2009 12:02:29 GMT *·* *Yapıştırıcılar Nasıl Yapıştırıyor?* Yapıştırıcıların sağladığı yapıştırma olayı aslında kimyasal reaksiyondan başka birşey değildir.... · Yapıştırıcılar Nasıl Yapıştırıyor? Yapıştırıcıların sağladığı yapıştırma olayı aslında kimyasal reaksiyondan başka birşey değildir. Günümüzde imalatçılar yapıştırıcıları sentetik malzemeler kullanarak yaparlar. Yapıştırma olayında benzer yada iki malzemeden iki madde, birde yapışkan gerekir. Burada en önemli görev yapıştırıcıdadır. Yapıştırıcı moleküllerinin diğer iki madde molekülleri ile birleşme eğilimi gösterir bir yapıda olması gerekir.
· Radyonun sesi Açılınca Pil Daha Çabuk mu Biter?
Pille çalisan portatif radyolarda sesin yüksekliği pilin ömrünü etkiler. Radyo açık, sesi kapalı durumu ile sesin sonuna kadar açık durumu arasındaki fark pillerin ömürlerinin kısalmasına neden olur. ses sonuna kadar açıldığında pillerden çekilen akim yüzde 30 artmaktadır. Bu durum, küçüğünden büyüğüne, pille çalışan ve ses yükselticisi olan bütün radyo, teyp, volkmen vb. için aynidir.

· Matematikte Niçin -2 ile -2 nin Çarpımı +4 Eder?
Haftanın beş günü ise otobüs ile gidip geldiğinizi varsayalım. Her sefer bir milyonluk bir biletle yapılıyor. On milyon tutarında on tane bilet aldınız. Her gün gidiş geliş kullandıkça iki tanesi eksiliyor. Bunun eşitlikteki yeri (-2) dır dır. Siz bu isi beş gün süresince yani 5 kez yaparsanız (-2)x( +5)= 10 olur. Diyelim ki bayram tatilinin iki günü o haftanın Perşembe ve Cuma günlerine geldi ve tatil. Bu kez yapmanız gerekeni yapmıyorsunuz. İki günlük 4 bileti kullanmıyorsunuz. Bu hareket, yapmanız gerekene göre negatif yani ters yönde bir harekettir. Her gün bilet almak yerine iki gün süresince hiç bilet kullanmıyorsunuz. İki kere negatif hareketi “-2″ bilet üzerinde yapınca o hafta elinizde (-2)x( -2) =(+4) . bilet kalıyor. Bunları Biliyor musunuz?, İlginç Bilgiler, Güzel Sözler, Özlü Sözler, Hazır Cevaplar, İlginç Bilgiler
· Termos Nasıl Sıcağı Sıcak, Soğuğu Soğuk Tutuyor?
Tek nedeni vardır, vakum. Yani boşluk. Bir termosta iç içe geçmiş iki kap vardır. Dıştaki metal bir kap olup içteki genellikle bir cam sisedir. İkisinin arasındaki hava ise boşaltılmıştır. Tam olmasa da üreticiler tarafından elde edilebilen tama yakin bir boşluk vardır. Vakumlu bir ortamda hava molekülleri de olmadığından isi iletilemez. Cismin ısısı başlangıçta ne ise o halde kalır. İçerden dışarıya, dışardan içeriye ısı geçişi olmaz. Böylece termosa konan sıvı sıcaksa sıcak, soğuksa soğuk kalır.
· Bir Hafta Niçin 7 Gündür?
Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi olarak kullanıyorlardı. İlk çağlarda bilinen beş gezegen ile güneş ve ayın sayısının 7 olusu bu sayıyı gizemli ve uğurlu kılıyordu. Daha sonra dinlerde, göğün 7 kat olusu ve doğadaki ana renk sayısının 7 olusu, müzik notalarının 7 olusu sayının önemini daha çok belirtti. Daha sonra Fransa takvim yapısını değiştirerek hafta sayısını 10 yaptı ama kabul görmedi. Rusya 5 günlük hafta uygulamasına geçti, o da tutulmadı. Sonunda yine hafta 7 gün olarak kaldı.
· Niçin Otellerin Kapıları Döner Kapıdır?
Döner kapıların tek amacı enerji tasarrufudur. Büyük binaların içerleri devamlı olarak ısıtılır. Açılan normal kapıdan içeri soğuk hava rahatlıkla girer. Eğer normal kapı kullanılırsa hava değişimi nedeniyle klimalar veya motorlar yeniden çalışacaktır. Özellikle çok kişinin girip çıktığı otel veya benzeri binalarda enerji tasarrufu için döner kapı kullanılır. Döner kanatlar sıcak havanın dışarı çıkmasına, soğuk havanın da içeri girmesini-engeller.

· Bardaktaki Buzlar Niçin Birbirlerine Yapışırlar?
Buzun erimesi için yalnızca sıcaklık değil basınç da önemlidir. Dağlardaki buzulların kayma nedeni de budur. Basınçla alt tabaka erir ve kayma oluşur. Bir kabin içinde ya da bir bardakta üst üste duran buzların her biri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu, noktada çok küçük kısım erir. Buradan hareket eden su çok az yanda iki buz küpçüğünün birleştiği noktada tekrar donar. İki buz parçası kaynak yapılmışçasına birbirlerine yapışır ve orada bir daha erime olmaz.
· Kumaşlar Yıkandıktan Sonra Niçin Çeker?
Aslında kumaş ıslanınca lifler şiştiğinden kumasın az biraz uzaması gerekmektedir. Ama-bükümlerin açılarındaki deformasyonun yarattığı çekme kuvveti daha fazla olduğundan sonuçta kumaş boydan kısalır. kumaş yıkandıktan sonra kurutulduğunda şişmiş lifler eski durumlarına gelirler. Ama kumaş ilk ölçülerine dönemez. Su, yüksek isi, çalkalama, sabun hepsi kumasın çekmesini kolaylastirir. Kumaş birkaç kez yıkandıktan sonra ölçüleri belli bir dengeye ulaşır ve ondan sonra yıkandığında çekmez.

· Çinlilerin Gözleri Neden Çekiktir?
Yalnız Çinlilerin değil Orta ve Güneydoğu Asyada yasayanların, Japonların hatta Eskimoların da gözleri çekiktir. Aslında göz yapısı bütün dünyada aynidir. Farkı yaratan göz kapaklarıdır. Çekik gözlü diye nitelendirilen ırklarda gözün üzerindeki göz kapağının ikinci kıvrımı, gözün üstüne daha çok inmiştir. Bazı teorilere göre bu kıvrım insanların gözlerini yoğun kar tabakasının, göz kamaştıran ışığından korumak için bir çeşit kar gözlüğü gibi gelişmiştir. Çinde ve öteki bölgelerde her ne kadar yoğun kar yağmıyorsa da onların atalarının buzul çağında kuzeyde yasadıkları daha sonra güneye indikleri kanıtlanmıştır. Yalnız gözleri değil, burunları da rüzgâra karsı korunmak için küçülmüş, burun delikleri soğuğu engellemek için daralmıştır. Ciltleri de koruma amaçlı olarak yağlıdır. Göz kapakları da yağlıdır. Gözü ve iç tabakalarını kara ve buza karşı korur. Yani çekik gözlü değil, düşük göz kapaklı, demek daha doğrudur.Bunları Biliyor musunuz?, İlginç Bilgiler, Güzel Sözler, Özlü Sözler, Hazır Cevaplar, İlginç Bilgiler
· Ateş Böceği Nasıl Işık Saçıyor?
Yaz gecelerinin karanlığında otların arasında veya havada uçarken parıldayan, yanıp sönerek sarı-yeşil bir ışık veren bir böceği görmüşsünüzdür. Yanına yaklaşıldığında ışığını söndüren, gece karanlığında izini kaybettiren bu böceğin ismi ateş böceğidir.
Aslında bu böceğin verdiği ışığın ateşle de sıcaklıkla da bir ilgisi yoktur. Bunun bilimsel adı “soğuk ışık”tır ki günümüz teknolojisi bu ışığı henüz yapay olarak üretmeyi başaramamıştır. Bilim insanları dünyada milyonlarca yıldır mevcut olan bu tabiat teknolojisinin önce çalışma mekanizmasını çözmek sonra da taklit ederek insanlık hizmetine sunabilmek için çalışmalarına hız vermişlerdir.
Kısa bir zaman öncesine kadar sürtünme veya ısı olmadan ışık elde etmenin imkansız olduğuna inanılıyordu. Nasıl ki normal bir ampul kendisine verilen enerjinin yüzde 4”ünü, florasan ampul ise yüzde 10”unu ışığa dönüştürebiliyor, geri kalanını ısı olarak yayıyorsa, ateş böceğinde de benzer bir durum olduğunu sanan bilim insanları, böceğin bu iş için kullandığı enerjinin tamamını ışığa dönüştürebildiğini tespit edince hayrete düştüler. Gelelim ateşböceğinin ışık üretme mekanizmasına… Aslında ateş böceklerinin ışık verme reaksiyonları o kadar hızlıdır ki bu fonksiyonun kademelerini incelemek hemen hemen imkânsızdır. Yani ışık üretim mekanizması hakkındaki bilgiler hala teoride kalmaktadırlar. Kesin olarak bilinen bunun moleküler seviyede kimyasal bir işlem olduğu, bazı moleküllerin ayrışarak daha yüksek enerjili hale geçebildikleri ve bu fazla enerjiyi ışığa dönüştürebildikleridir.
Ateş böceğinin karın bölgesindeki ışık organında bulunan guddelerden, ışık elde elmede rol alan iki ana kimyasal madde üretilmekledir. Bunlardan birincisinin kimyasal yapısı aydınlatılmış ve yapay olarak elde edilmiştir. İkincisinin ise yapısındaki gizem çözülmesine rağmen sentetik olarak üretilmesi hala mümkün olamamıştır. Ateş böceklerinde üretilen iki kimyasalın birleşiminin de ışık vermeye tam olarak yetmediği, böceğin ışık bölgesine yakın solunum organının ışık verme anında burayı oksijenle beslemesi gerektiği tespit edilmiştir. Bilinmeyen bir başka ayrımı ise bu ışığı hangi şalterin açıp kapadığıdır.
Bu gizemli böceklerin 2 bin çeşidi olup erkekleri uçabilirken dişileri kanatsızdırlar. Erkekler dişileri aramak için geceleri uçarlar ve ışıklarını birbirleri ile iletişim kurmak için kullanırlar. En iyi ışık verimini gelişmiş dişiler verir. Ateş böcekleri geceleri 3 saat süreyle ışık verebilirler.
Genellikle ısırarak zehirledikleri salyangozları yedikleri için kireçli toprakların olduğu nemli bölgelerde daha çok görünürler. Parlamayı sağlayan kimyasal maddeler sayesinde, kazara onu yiyen bir düşmanı kusmak zorunda kalır ve bir daha başka ateş böceği yemeye teşebbüs etmez.
· Doğum Gününde Pasta Kesme Adeti Nereden Geliyor?
Düğünlerde pasta kesmek adetinin, yeni evlilere bereket, doğurganlık ve mutluluk dileklerinin iletilmesinin zaman içinde gelişmiş bir şekli olduğundan bahsetmiştik. Doğum günlerinde pasta kesmek adetinin ise tarihi kökeni ve amacı değişiktir. Zaten tek kat olan şekli ve üzerindeki mumlar nedeniyle pasta görünüş olarak da düğün pastasından farklıdır. Pasta sözcüğünü hep günümüzdeki anlamı ile kullanıyoruz. Aslında tarihi gelişimi içinde kek demek daha doğru olur.
Doğum günü pastasının bilinen tarihi Helen uygarlıklarına kadar uzanır. Bir kutlama amacı ile ortaya çıkması ise Ortaçağda Almanyada olmuştur. 13. yüzyılda Almanyada çocuklara gösterilen ilgi belki bugünkünden bile fazlaydı. Doğum günleri bir festival şeklinde kutlanıyordu.
Doğum günü kutlaması sabaha karşı, şafakta, gün ağarırken başlıyordu. Üstü yanar mumlarla süslenmiş pasta kek eve getirildiğinde çocuk uyandırılıyor, pastanın üstündeki mumların ise yemek vakti gelene kadar devamlı değiştirilerek sürekli yanar halde kalmaları sağlanıyordu. Yemeğin başında çocuk mumları üfleyerek söndürüyor ve şölen başlıyordu. Pastanın üzerindeki mumların sayısı çocuğun yaşından bir fazla oluyordu.
Bu bir fazla mum, bir gün sönecek hayatın ışığını simgeliyordu. Ayrıca çocuğa bir çok hediyeler getiriliyor, o gün istediği, sevdiği yiyecekler hazırlanıyordu. Yani o zamanlarda doğum günü kutlamaları çocuklara yönelikti. Günümüzde her yaştan insanın kutladığı doğum günü ve kesilen pasta işte o zamanların bir adetinin devamıdır. Doğum günü pastasının üstündeki mumları bir üfleyişte söndürmek, bu arada bir dilek tutmak, eğer dilek gerçekleşirse bunu kimseye söylememek adetleri de o günlerden kalmadır.

· Çinliler Yiyecekleri Niçin Çubuklarla Yerler?

Aslında nedeni tam bilinmiyor. Bir görüşe göre, vakti zamanında Çin imparatorlarından biri halkın ayaklanmasından korktuğundan, eritilip silah olarak tekrar kullanılabilecek metal olan her şeyin toplanmasını emretmiş. Ellerindeki bıçak, kaşık ve benzeri şeyleri vermek zorunda kalan Çinliler ne yapsınlar, çaresiz bambu kamışlarından yapılmış ince çubuklarla yemek yemeye alışmışlar. Akla daha yatkın gelen diğer bir görüşe göre ise çubukla yemek adeti Çinlilerin yiyeceklerini küçük parçalara bölüp yeme alışkanlıklarından ve buna bağlı olarak zaman içinde çok önemli bir ihtiyaçtan kaynaklanıyor. Yemek çubukları milattan bir yüzyıl önce doğmuş. Yemeği içindeki yağa atıp karıştırarak pişirmeye yarayan tava benzeri kaplar kullanılmadan önce yiyecekler odun ateşi üzerinde pişiriliyormuş.
Nüfus çoğaldıkça artan yiyecek ihtiyacından dolayı ormanlar kesilip tarlalar açıldıkça bu sefer de odun, yani yakacak sıkıntısı başlamış. Zamanla etleri ve sebzeleri çok küçük parçalara bölüp, yağ içinde karıştırarak kızartmanın hem süratli pişmeyi hem de odundan tasarrufu sağladığını görmüşler. O zamanlar ağaç sıkıntısı nedeniyle, yemek masası kullanmak zenginlere mahsus bir lüks olduğundan insanlar bir elleri ile yiyecek veya pirinç tabağını tutuyor, yemek yemek için de sadece diğer ellerini kullanabiliyorlarmış. Çinlilerin yemeklerinin bol soslu olduğunu söylemeye gerek yok. Yerken çubukları kullanmak, her şeyi tek elle yemek zorunda olan Çinlilerin bütün parmaklarının kirlenmesi sorununu çözdüğü için hızla yayılmış. O zamanlar çubukların çok azı ağaçtan, çoğunluğu fildişi ve kemiktenmiş. Şimdi artık ne metal ne de ağaç kıtlığı var. Zaten onların yerini sentetik malzemeler çoktan almış durumda. Ne var ki bırakın Çini, diğer ülkelerdeki bir çok insan bile bir Çin lokantası bulup, çubuklarla yemeğe uğraşıp, Çin imparatorunun veya odun yokluğunun yarattığı eziyete seve seve katlanıyorlar. Bunları Biliyor musunuz?, İlginç Bilgiler, Güzel Sözler, Özlü Sözler, Hazır Cevaplar, İlginç Bilgiler
· Yılbaşında Çam Ağacı Süsleme Adeti Nereden Geliyor?
Yılbaşı günlerinde, evin bir köşesinde, minik bir çam ağacı bulundurmak ve onu süslemek adetinin kökeninin Almanya olduğu ileri sürülür. Almanların cennet ağacı adını verdikleri ve Adem ile Havvanın gizemli hikayesine dayanarak üzerini elmalarla donattıkları ağaç köknardı. 15. yüzyıldan sonra bu ağaçlara sadece meyve değil ekmek, bisküvi gibi yiyecekler de asılmaya başlanmış, Protestanlığın yayılması ile birlikte bunlara yanan mumlar da eklenmiştir. Adet Avrupaya yayılırken aynı zamanda göçmenler tarafından Amerikaya da taşınmıştır. Aslında ağaçların ruhani törenlerde önemli bir sembol olarak yer alması adeti çok eskilere, Hıristiyanlık öncesi zamanlara, hatta putlara ve doğaya tapınıldığı zamanlardaki Mısır ve Çin uygarlıklarına kadar uzanır. O devirlerde doğanın yeşilliği ve ağaçlar sonsuz hayatın sembolleriydiler. Benzer şekilde Kuzey Avrupa ülkelerinde de yine Hıristiyanlıktan çok daha önceki zamanlarda ağaçlar ruhani bakımdan kutsal kabul ediliyorlardı.
Kuzey Avrupada kış aylarında sadece bir kaç saat süren gündüzler 21 Aralıktan itibaren uzamaya başlarlar. Uzun karanlık günlerin bittiğinin, gittikçe daha aydınlık günlerin geleceğinin müjdesi olan Aralık ayının bu günleri de törenlerle karşılanırdı. Bu adet Avrupada güneye indikçe değişerek yayıldı. Romalılar zamanında takvimin başlangıcının, dünyanın yaratıldığı ay olduğuna inanılan ve tabiatın canlanmasının müjdecisi olan Mart ayından Ocak ayına kaydırılması ile kutlanacak tarihler konusunda kafalar iyice karıştı. Zamanla Kuzey Avrupa ülkelerinin karanlığın bitişi ayin ve kutlamaları, Hıristiyan dünyasınca Hz. İsanın doğum günü kabul edilerek ki bu kesin değildir.
Noel kutlamalarına dönüştürüldü. Bu arada ağaçlar, özellikle çam ağaçları bu kutlamanın simgesi olmaya devam ettiler. Her ne kadar yılbaşı günlerinde bir çam ağacının süslenmesi tüm dünyada adet olduysa da bu günün dini bakımdan bir özelliği yoktur. Dünyanın Güneş etrafındaki bir turunu tamamladığı coğrafi bir konumdur. Uygarlık ve teknolojinin ilerlemesi ile çam ağacı üzerindeki mumların yerlerini yanıp sönen minik renkli ampuller, elma, ekmek ve bisküvinin yerini rengarenk süsler aldı. Günümüz insanı ağaçlara tapmamasına rağmen onların kıymetini daha iyi biliyor. Bir kaç günlük eğlence için çam ağaçlarını kesmiyor, plastik taklitlerini kullanıyor.

· Dünyanın En Çok Söylenen Şarkısı Hangisidir?
Dünyada şimdiye kadar en çok söylenmiş, halen de söylenmekte olan şarkı hangisidir diye sorulsa hemen akla gelmeyebilir. Bu şarkı herkes tarafından çok tanıdık, müziği ezbere bilinen bir şarkıdır. İyi ki doğdun isim veya mutlu yıllar sana şeklinde söylenen doğum günü şarkısı. Bu şarkı yaratılırken doğum günlerinde söyleneceği kimsenin aklına gelmemişti. 1893de ABDde, Kentuckyde öğretmen iki kız kardeşin, öğrencilerinin sabahları söylemeleri için besteledikleri bu şarkının orijinal adı da Good Morning to All yani Herkese Günaydın idi.
Kardeşlerden şarkının müziğini yapan Mildred Hİll aynı zamanda kiliselerde org, konserlerde piyano çalıyordu. Şarkının sözlerini ise Mildredin dokuz yaş küçük kız kardeşi Patty yazmıştı. Mildred 1916da 57 yaşında öldükten birkaç yıl sonra bestelediği şarkı Happy Birthday Mutlu doğum günü adı altında söylenmeye başlanacaktı. Hill kardeşler şarkının telif haklarını 1893 yılında almışlardı.
Ancak Robert Coleman isimli biri, şarkının bestesini kullanarak sözlerini Happy birthday to you olarak değiştirdi. Şarkı zaman içinde o kadar yayıldı ki bestecileri bile unutuldu.
Ne zaman şarkı doğum günü formatında Broadwayde, bir müzikalde kullanılmaya başlandı, o güne kadar sesi çıkmayan üçüncü kardeş Jessica mahkemeye başvurdu. Bestenin gerçekten kendilerine ait olduğunu ispat etti ve şarkının tüm haklarına ailesinin sahip olmasını sağladı. Bundan böyle şarkının ticari amaçla kullanıldığı her yerde Hill ailesine telif hakkı ödenmesi gerekecekti. Bu haber tüm dünyayı şok etti. Telefonla yarım milyon insana doğum günlerinde melodiyi dinleten tanıtım ve pazarlama şirketleri bundan vazgeçtiler, müzikaller bu parçayı ya repertuarlarından çıkarttılar ya da şarkı şeklinde değil de düz okuma veya şiir şeklinde söylettiler. Onlar telif hakkı ödememek için yollar ararken Dr. Patty Hill, 78 yaşında, uzun bir hastalıktan sonra ama şarkısının dünya çapında bir doğum günü adeti olduğunu gördükten sonra öldü. Günümüzde bu şarkının telif hakkı Warner Chappel Müzik Şirketine geçmiştir. Ticari amaçla kullanıldığı her yerde şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır. Bu miktarın yılda l milyon dolara yakın olduğu tahmin edilmektedir. Doğum günü kutlayacakların bilgilerine sunulur.





:rolleyes::rolleyes::rolleyes::rolleyes::rolleyes: :rolleyes::rolleyes::rolleyes::rolleyes::rolleyes: :rolleyes::rolleyes::rolleyes::rolleyes::rolleyes: :rolleyes::rolleyes::rolleyes::rolleyes:




]]>
Serbest Kürsü fearless35 http://www.turkbetcenter.com/forum/showthread.php?t=9125
Gelinlikler neden beyazdır http://www.turkbetcenter.com/forum/showthread.php?t=9122&goto=newpost Mon, 11 May 2009 09:24:28 GMT Çocuk annesine sormuş: 'Anne gelinlerin giysisi niçin beyaz renkte?'
Annesi cevaplamış: 'Beyaz renk masumiyetin ve mutluluğun sembolüdür.' Çocuk
tekrar sormuş: Peki o zaman damatlar niçin siyah giyiyorlar?'
Eski Roma'da gelinliklerin rengi sarıydı. Gelinler yine sarı renkte peçe
takıyorlardı. Peçe evli ve bekar kadınları ayırt ediyordu. Ortaçağlarda ise
gelinliğin rengi üzerinde pek durulmadı. Kumaşın kaliteli ve gösterişli
olması daha önemliydi. Herkes en iyi elbiselerini giyiyordu, renk de
herkesin kendi tercihine göreydi.Beyaz gelinlik adetinin yaygınlaşması 16.
yüzyılda olmuştur. Bu yıllarda kraliyet ailesi gelinlerinin gümüşi renkte
gelinlik giymeleri gelenekti. Kraliçe Viktorya bunu reddetti ve beyaz
gelinlik giymekte ısrar etti.

Bundan sonra İngiliz ve Fransız yazarlar, beyaz rengin masumiyetin simgesi
olduğu konusunu işlemeye başladılar. O dönem ahlakına göre bekaret evliliğin
vazgeçilmez koşulu olduğu için beyaz gelinlik adeti tuttu. Evlenirken beyaz
giysi giymek genç kızların bekaretlerini topluma ilan etmelerinin vasıtası
oldu.

Gelinlikle ilgili bazı batıl inançlar da var. Bunlara göre gelinin
gelinliğini bizzat kendisi dikmesi, damadın düğünden önce gelini gelinlikle
görmesi, gelinin gelinliği düğünden önce giymesi uğursuzluk getiriyor.
Söz evlenmeden açılınca evlilik yüzüğünden de bahsetmek gerekiyor.
İnsanların evlenince yüzük takmaları eski Mısırlıların inançlarına
dayanıyor. Milattan 2800 yıl önce Mısır'da yaşayanlar dairenin veya halka
şeklindeki cisimlerin, başlangıç ve bitiş noktalarının olmaması nedeni ile
sonsuzluğu temsil ettiklerine inanıyorlardı. Yüzük evliliğin sonsuza dek
süreceğini simgeliyordu. Sonra bu inanç ve adet Romalılar vasıtası ile iyice
yaygınlaştı. Kazılarda o devirlere ait çok ilginç evlilik yüzüklerine
rastlanılmıştır.

Evlilik yüzüğünün sol ele ve sondan bir önceki parmağa takılmasının sebebi
ise modern tıbbın gelişmesinden önceki devirlere ait yanlış bir insan
anatomisi bilgisidir. O zamanlarda dolaşım sistemimizdeki ana damarın sol
elimizde bu parmaktan başlayıp kalbimize gittiği sanılıyordu. Böylece buraya
takılan yüzükler evli çiftin kalben bağlılığını simgeliyordu. Gerçi şimdi
damarların nereden gelip nereye gittiği biliniyor ama bu da bir adet olarak
kaldı.
]]>
Serbest Kürsü almanyadancı http://www.turkbetcenter.com/forum/showthread.php?t=9122
Erkek Olmanin Dayanilmaz Keyfi http://www.turkbetcenter.com/forum/showthread.php?t=9121&goto=newpost Mon, 11 May 2009 09:20:31 GMT * Kolundaki, bacagindaki tuyleri mutemadiyen aldirmak zorunda degilsin. * Biyiklarin utanc degil, cogu zaman ovunc kaynagidir. * Bes gunluk tatil... * Kolundaki, bacagindaki tuyleri mutemadiyen aldirmak zorunda degilsin.
* Biyiklarin utanc degil, cogu zaman ovunc kaynagidir.
* Bes gunluk tatil icin ufak bir canta yeter.
* Her kavanozu tek basina acma kabiliyetine sahipsin.
* Makyaj tazeleme sorunun olmadigi icin zirt pirt tuvalete gitmezsin.
* Kilo aldiginda dostlarin sana aciyarak bakmaz.
* Topuklu ayakkabi gibi bir seyin ustunde hokkabazlik yapmak zorunda degilsin.
* Ayakkabilarinin topugu ve tirnagin asla kirilmaz, corabin kacmaz.
* Sacinin nasil gorundugu hic onemli degildir.
* Pisirecegin hayvani kendin avlayabilecek guctesindir.
* Dus yapman ve giyinmen en fazla on dakika surer.
* Gereksiz esyalarin bulundugu bir cantayi tasima aliskanligin yoktur.
* Ceketini alip cika rsin.
* Besli paket halindeki donlarin fiyati, tek bir sutyenin ki kadardir.
* 50 yasina da gelsen kimse evde kaldigini iddia edemez.
* Yuzundeki tum renkler orjinaldir. Ne silince, ne yagmurda cikmaz.
* Sohbet ettigin insanlar, bakislarini goguslerine dogru kaydirmaz.
* Evlenince soyadini degistirmek zorunda kalmazsin.
* Her zaman tek parca mayo giyersin.
* Karsi cinsle esit oldu»unu kanitlamak icin adanmis omur suren
hemcinslerin yoktur.
* Kahvehaneler, stadyumlar ve bilumum yerler sirf senin daha keyifli
bir hayat surmen icin vardir. ]]>
Serbest Kürsü almanyadancı http://www.turkbetcenter.com/forum/showthread.php?t=9121
Yaş Grubuna Göre Cinsellik Sırları http://www.turkbetcenter.com/forum/showthread.php?t=9120&goto=newpost Mon, 11 May 2009 09:17:24 GMT Akılcı beslenerek cinsel yaşamınızı güçlendirmek sizin elinizde! 20'li, 30'lu ve 40'lı yaşlardakiler için sağlıklı ve mutlu cinsel yaşamın sırları bu yazımızda...
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu'nun verdiği bilgilere göre, cinsellik ve yemek yeme alışkanlıkları birbiriyle sanıldığından daha fazla ilişkilidir. Beslenme uzmanları da, seks araştırmacıları da sağlıklı bir cinsel yaşam sürdürebilmenin beslenme tarzı ve besin seçimleri ile ilişkili olduğundan kuşku duymuyorlar. Kaliteli ve mutlu bir hayatın erkekler için de kadınlar için de vazgeçilmezleri arasında yer alan cinsellik, muhakkak ki uyku, stres, fiziksel aktivite, hormonal denge gibi oldukça farklı ve çok sayıda parametre ile ilişkilidir. Cinsel gücün ve arzunun beslenme ile ilişkisi aslında yeni bir şey de değildir. İnsanlar yüzlerce yıl önce bile cinsel gücü arttırdığını düşündükleri besinleri birbirlerine fısıltı ile iletmişlerdir.
20'li Yaşların Tercihleri
Yumurtadan Faydalanın:
Her sabah kahvaltınıza (kolesterol yüksekliği sorununuz yoksa) yumurta ekleyin. Yumurta B vitaminlerinden zengin bir besindir, bu yönüyle stresinizi azaltabilir. Eğer stresli veya endişeli iseniz seks hayatınız da, başarınız da tehlikeye girer. Böyle durumlarda B vitaminlerinden yararlanabilirsiniz. Yumurta tüketerek hem bol ve kaliteli protein kazanır, hem de vücudunuzun karşılaştığı streslere gülüp geçersiniz.
Kerevizi Unutmayın:
Kereviz, erkeklerin kadınları etkilemesini sağlayan 'androstenone' ve 'androstenol' gibi iki hormon öncüsünün daha çok salgılanmasını sağlayabilir. Bu hormon öncüleri sizin daha çok cinsel arzu duymanızı sağlayan çeşitli sinyaller oluşturur. Kereviz; kalorisi düşük, posası yüksek bir besindir. Kerevizin çekici ve sizi daha çok cinselliğe itici mucize gücünden faydalanın.
Vanilyalı Dondurma İyi Bir Seçim:
Dondurmanın kalsiyum, fosfor ve protein miktarı çok yüksektir. Kaslarınızın enerji rezervlerini geliştirerek libidonuzu (cinsel istek ve güç) arttırır. Yapılan çalışmalar, vanilya kokusunun hem erkekler, hem de kadınlarda endişeyi ve stresi azalttığını gösteriyor.
30'lar Sorunsuz Yaşlardır
Ceviz, Badem ve Fındıktan Yararlanın:
Sigara, hava kirliliği ve diğer toksinler spermleri azaltıp hasara uğratarak hücrelerin DNA yapısını bozar. Bu sorun belki de doğacak çocuğunuzun doğum defektlerine yönelik riskini bile arttırabilir. Bu çevre kirleticilerle badem, fındık ve ceviz yiyerek savaşabilirsiniz. Bu besinlerin üçü de spermlerinizin artmasına, daha hızlı hareket etmesine ve sağlıklı kalmasına yardımcı olan antioksidan etkili E vitamini ve selenyumdan zengindir. İngiltere'de yapılan bir araştırmada kısırlık problemi olan erkeklerin selenyum alımları arttırıldığında, daha canlı spermler ürettikleri görülmüştür. E vitamini ve selenyumu besin desteği olarak da alabilirsiniz.
Vitamini Desteği Alın:
Her gün alacağınız A vitamini desteği hem daha aktif bir cinsel yaşamınız olmasını sağlayacak hem de sperm sayınızı arttıracaktır. Vücudunuzda A vitamini düzeyleri düşükse sperm üretiminiz azalır. A vitamini ve çinko kaynağı besinlerden ve A vitamini ve desteklerinden daha çok yararlanın. Her ejekülasyonda 5 miligram çinko kaybedersiniz. Bu miktar günlük alımınızın üçte biridir. Bu, sadece hafta sonu ile tüm çinko depolarınızın bitebileceğinin işaretidir!
C Vitamini Sadece Gribi Önlemez:
Portakal C vitamininin iyi bir kaynağıdır. Kış meyveleri portakal, greyfurt mandalina bu nedenle yararlı olacaktır. Yeterli düzeyde C vitamini olmayan erkeklerin sperm kalitesi oldukça düşüktür. Teksas Üniversitesi araştırmacıları günde en azından 200 miligram C vitamini alan erkeklerin daha yüksek sperm sayısına sahip tarım belirtiyorlar. C vitamininin sadece nezle ve gripten korumadığı bilimsel bir gerçek.


40’lı Yaşlar Olgunluk Çağıdır
Ahududu ve Böğürtlen Gibi Meyveleri Seçin:
Özellikle ereksiyon problemleri yaşayanlar için en uygun seçimler böğürtlen ve ahududu gibi meyvelerdir. Bu meyveler bol miktarda çözünebilen posa içerir. Böylece kolestrol, kan damarlarınıza zarar vermeden çözünebilen bu posaya bağlanır. Ayrıca bu meyveler kan dolaşımınızın rahatlamasını sağlayan ve damarlarınızı koruyan çeşitli bileşiklerle (proantosiyanidinler) dolaşımınızı düzenler. Daha düşük bir kolesterol seviyesi ve daha iyi bir kan akımının cinsel yararları ise tartışma götürmez. Yaşlandıkça daha güçlü ve daha uzun, daha iyi bir etki için bu meyveleri haftada en azından 3-4 kez bir-iki porsiyon tüketmeniz gerekir. Biraz zor bulunsalar da, üstelik biraz pahalı olsalar da denemeye değer.
Kahvaltı Gevreklerinden Yararlanın:
Cinsel yaşamınızda hep yorgun musunuz? O halde tiamin ve riboflavin vitaminlerinden zengin kahvaltı gevreklerini deneyin. Bu vitaminler enerjinizi etkin şekilde kullanmanıza yardımcı olur. Böylece akşamları televizyon seyrederken uyuklamaktan kurtulabilirsiniz. Tiamin ve riboflavin sinir sisteminizin sağlıklı çalışması için de gereklidir. Yaşlandıkça bu vitaminlerin etkili bir şekilde kullanılması zaten azalır. Bu durum sinir sistemi fonksiyonlarınızı da etkileyeceğinden, bu vitaminlerin alımını arttırmanız gerektiğini unutmamalısınız. Zenginleştirilmiş kahvaltı gevrekleri or¬gazmın başlamasına yardımcı olan, histamin salınımını uyaran niasin vitamininden de zengindir.
Duyarlılığınızı Kırmızı Etle Arttırın:
Kırmızı et içinde bulunan protein, seks süresince duyarlılığınızı arttıran dopamin ve norepinefrin düzeylerinizin yükselmesini sağlar. Ayrıca iyi bir çinko kaynağı olan et, vücudunuzda libidonuzu düşüren bir hormon olan 'prolaktin' üretimini azaltır. Ve en mükemmeli, et, testesteron (erkek cinsellik hormonu) seviyenizi yükseltir.
Dokunuşlardan Çikolata ile Daha Çok Etkilenin:
Akşam yemeğinizde küçük bir parça biftekten 2-3 saat sonra küçük bir parça da bitter çikolata tüketin. Kakaonun içerisinde bulunan metilksantinler vücudunuzun duyarlılığını arttırarak sizin daha kolay etkilenmenizi sağlayabilir. Fazla çikolatanın kalori bombası olduğunu unutmayın.
Sigarayı Bırakın:
Sigara birçok hastalık riskinizi arttırmasının yanı sıra cinsel performansınızı da olumsuz etkiler. Sigara içmek, kan damarlarınızı daraltır ve dolaşımı bozar. Kan akımını yavaşlatarak, cinselliğinizi olumsuz yönde etkiler. Daha mutlu bir cinsel yaşam için sigarayı bırakmalısınız.
Fazla Alkol Kullanımından Kaçının:
Bir kadeh kırmızı şarap rahatlamanızı ve kaslarınızın gevşe¬mesini sağlarken, fazla miktarda tü¬ketilen alkol ters etki yaratır.
İlaçlara Dikkat Edin:
Birçok ilaç cinsel cevabı olumsuz etkiler. Kan basıncını düşürücü ilaçlardan bazıları, fluoxetine hydrochloride (Prozac) ve lithium gibi anti-depresanlar, steroidler, ülser ilaçlarının bazıları ve timolol gibi bir kısım beta-blokörler cinsel performansınızı düşünebilen ilaçlardır. Eğer ilaçlarınızın cinsel ya¬şamınızı hayal kırıklığına uğrattığını düşünüyorsanız, doktorunuza danışmanızda yarar var.
Biraz Yavaşlayın:
Haftada 50 saat çalışmanıza neden olan bir iş yaşamınız varsa, kısacası hayatınızı sürekli bir koşuşturma içinde geçiyorsanız önerimiz; biraz yavaşlamanızdır! Stres karşısında vücudunuz daha erken yaşlanır, ruhunuz dinlenmeye vakit bulamaz ve elbette ki cinsel yaşamınız da kaybolur. En iyi çözüm, ruhunuzu dinlendirebileceğiniz, kendinize vakit ayırabileceğiniz zamanlar yaratmanızdır. Eşinizle yapacağınız kısa yürüyüşler, kitap okumak, konserler ve oyunlar, ılık bir duş en azından günün yorgunluğunu atmanıza yardımcı olabilir. Daha az stres, daha çok sekstir.
Uykuya Önem Verin:
Yorgun ve uykusuz olduğunuzda seks yapmayın. Uzun bir günün sonunda kendinizi bitkin ve halsiz hissediyorsanız, geriye kalan enerjinizi (!) bu şekilde ve başarısız bir girişime kurban etmeyin.
Bazen Ara Verin:
Cinsel yaşamınızda çok hızlı olabilirsiniz. Ancak hiçbir şeyin sizi durduramayacağını düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Bir süre sonra cinsel isteğinizin azaldığını hissedebilir ve uzunca bir monotonluk dönemi yaşayabilirsiniz. Biraz mola vererek cinsel yaşamınızı kontrol altına almayı düşünün. 'Mola verme hakkınızı' cinsel yaşamınızda da kullanın.
]]>
Sağlık ve Gıda almanyadancı http://www.turkbetcenter.com/forum/showthread.php?t=9120
Mangal Başı :D:D http://www.turkbetcenter.com/forum/showthread.php?t=9118&goto=newpost Mon, 11 May 2009 09:13:59 GMT *Resim: http://img504.imageshack.us/img504/3852/adszmve.jpg (http://img504.imageshack.us/my.php?image=adszmve.jpg) * *:D:D Ah biz yokmuyuz :D*
Click the image to open in full size.


:D:D Ah biz yokmuyuz :D
]]>
Serbest Kürsü Polemarch http://www.turkbetcenter.com/forum/showthread.php?t=9118
469 yıllık mesir macununun öyküsü http://www.turkbetcenter.com/forum/showthread.php?t=9117&goto=newpost Mon, 11 May 2009 09:01:26 GMT 469 yıllık mesir macununun öyküsü
A.A


Osmanlı padişahlarından Yavuz Sultan Selim'in eşi, Kanuni Sultan Süleyman'ın annesi Ayşe Hafsa Sultan'ın iyileştirilmesi için dönemin ünlü hekimi Merkez Efendi tarafından 41 çeşit baharat karıştırılarak elde edilen mesir macunu 469 yıldır üretiliyor.
Manisa'yı Mesiri Tanıtma ve Turizm Derneği Başkanı Ufuk Tanık, yaklaşık 500 yıllık geçmişe sahip mesir macununun dünyada eşine az rastlanan geleneklerden olduğunu belirterek, dernek olarak bu geleneği devam ettirdiklerini kaydetti.
Mesir macununun Manisa protokolü tarafından yıllarca bavul ticaretiyle yurt dışına çıkarıldığını ifade eden Tanık, geleneği sürdürmek adına elde üretim yapmaya devam ettiklerini söyledi.
Tanık, ne kadar üretim yapılırsa o kadar pazara sahip olunması gerektiğini belirterek, şöyle konuştu:
“Mesir macununu yurt dışına ihraç etmek istediğimiz zaman dünyada gıda standartlarına yönelik birtakım çalışmalar var. Biz de dernek olarak bu standartlara uymak zorundayız. Mesela şimdi mesir macununu elde üretiyoruz. Bu mesir macunu Manisa'da imalathanemizde 15 kadın işçinin elinden çıkıyor. Elde yapıldığı için yapılabilecek günlük üretim bellidir. Ne yapmak lazım, çikolata ambalajlarında olduğu gibi makinede kenar kıvrımları tamamen kapanıyor. İhracata yönelik yapılacak üretimde bu teknoloji kullanılabilir. Yani mamul aynı ancak ambalajı tamamıyla daha kapalı. Avantajları da var, daha hijyenik ve sıcak havada da sızdırmaz olur. İhracat için ayrı bir üretim sistemi kurarak, bununla ilgili makine yatırımı da yapmayı düşünüyoruz. Ancak mesir geleneğinden derneğimiz hiçbir zaman vazgeçmeyecektir. Mesir macunumuzun da artık dışarıda aranan bir ürün haline geldiğini görüyoruz ve bu ürünümüzü dünyanın her yerine göndermek için belirli bir teknolojiyi de uygulamamız gerekiyor.”
Tanık, her yıl 21 Mart nevruz günü başlayan temsili karma törenini takip eden hafta sonunda düzenlenen saçım töreniyle Mesir Festivali'nde final yaptıklarını ifade etti.
Derneğe ait imalathanede görevli 15 kadın işçi tarafından mesir macununun imal edildiğini kaydeden Tanık, mesirin kadınlar tarafından kaynatılmasından kesimine ve paketlenmesine kadar elde yapıldığını, teknoloji kullanılmadan aslına sadık olarak üretildiğini söyledi.
Bu geleneği bozmadan sürdürmek istediklerini bildiren Tanık, şunları kaydetti:

“Saçım dışında piyasaya satışa çıkan ambalajlar, güne uygun şekilde paketlenerek tüketiciye ulaştırılıyor. En büyük özelliğimiz bu geleneği yaşatmak ve bu inanışı sürdürmektir. Derneğimizin kuruluş amacı da budur. Bu olayı ticari olarak düşünmüyoruz. Ticaret ikinci planda yer alıyor. Yıl içinde piyasada satılan mesir macunlarından elde edilen gelirlerin tamamını da Mesir Şenlikleri başta olmak üzere Manisa'nın tanıtımında kullanıyoruz.”
Bu yıl kutlanacak 469. Mesir Festivali'nin yerel seçimlere denk gelmesi ve seçim yasakları nedeniyle yeteri kadar coşkulu olmayacağını düşündüklerini ve festival tarihini ertelediklerini bildiren Tanık, sadece karma töreninin yapıldığını, festivalin ise 20-26 Nisanda yapılacağını söyledi.
“MESİR MACUNUNUN BAŞKA ŞEKLİ OLMAMALI”
Bu yıl yenilik olarak mesir lokumu ürettiklerini söyleyen Tanık, lokumu otantik olarak ahşap ambalajda sunduklarını belirtti.
Mesir lokumunun mesir macunuyla özdeşleştiğini, şekil olarak da üretimde sakınca görmediklerini kaydeden Tanık, mesir lokumunun içine mesir macununda yer alan baharatları koyduklarını söyledi.
Bu baharatları kullanarak şeker veya içecek de yapılabileceğini ancak bunun geleneğe gölge düşürebileceğini savunan Tanık, şöyle konuştu:
“Macunu geleneğinde eskiden olduğu gibi sunarak çok iyi anlatmamız gerekiyor. Ama macunun çeşitlendirilmesinde birtakım yenilikler düşünülebilir. Eskiden sadece çubuk şeklinde saçım mesiri yapılıyordu, oysa şimdi küçük boyda ve kavanozda kaşıkla bal kıvamında yiyebileceğiniz şekliyle de üretiyoruz. Tüketimini kolaylaştırmak amacıyla tüpünü yapıyoruz. Ancak bu ürün çeşitlerimizin hepsi kendi tekniği ve geleneği içerisinde yapılıyor. Dernek olarak mesiri çok fazla şekil ve ürün çeşidi olarak üretmek istemiyoruz.”

MESİR MACUNUNUN TARİHÇESİ
1522 yılında Yavuz Sultan Selim'in eşi, Kanuni Sultan Süleyman'ın annesi Ayşe Hafsa Sultan hastalanınca, dönemin ünlü hekimi Merkez Efendi, 41 çeşit baharatı karıştırarak elde ettiği ürünü Sultan'a yedirdi. Bir süre sonra iyileşen Ayşe Hafsa Sultan, bu macunun her yıl aynı dönemde üretilerek halka saçılmasını buyurdu. Bunun üzerine her yıl nevruz günü 41 çeşit baharat karılarak hazırlanan mesir macunu, Manisa'daki Sultan Camisi'nin kubbe ve minarelerinden halka saçılıyor. Minare ve kubbelerden saçılan ve şifalı olduğuna inanılan mesir macununu kapabilmek için Türkiye'nin çeşitli illerinden Manisa'ya gelerek Sultan Meydanı'nda toplananlar ilginç görüntüler oluşturuyor.
41 ÇEŞİT BAHARAT
469 yıldır içeriği bozulmadan hazırlanan mesir macununun içinde şu baharatlar bulunuyor:
Tarçın, karabiber, yeni bahar, karanfil, çörek otu, hardal tohumu, anason, kişniş, zencefil, tarçın çiçeği, zerdeçal, HİNDİSTANcevizi, rezene, kebabiye, sinameki, sarı halile, vanilya, darıfülfül, kakule, havlıcan, zulumba, hıyarşembe, safran, iksir, kimyon, galanga, çam sakızı, mirsafi, meyan balı, şamlı şaşlı, limon kabuğu, kremtartar, zağfiran, udülkahır, çöpçini, eskir, tiryak, ravend, limon tuzu, tekemercini tohumu, günbalı.
__._,_.___
]]>
Sağlık ve Gıda almanyadancı http://www.turkbetcenter.com/forum/showthread.php?t=9117
nefsimiz http://www.turkbetcenter.com/forum/showthread.php?t=9116&goto=newpost Mon, 11 May 2009 08:57:37 GMT Nefsimiz de guguk kuşu gibidir Guguk kuşunun başka yuvalara yumurtlayıp, yavrularını buradaki ebeveynlere baktırdığını, yavruların diğer yavruları... Nefsimiz de guguk kuşu gibidir
Guguk kuşunun başka yuvalara yumurtlayıp, yavrularını buradaki ebeveynlere baktırdığını, yavruların diğer yavruları yuvadan attığını biliyor muydunuz? İşte nefsimiz şeytan tarafından gönül yuvamıza bırakılmış yabancı yumurta gibidir.
Guguk kuşunu normal hayatta görmemişizdir belki; ama “guguklu saati” biliriz. Saat başı küçük kulubesinden çıkıp “guguk guguk” diye öter. Gerçek hayatta ise guguk kuşunun ötüşünde müthiş bir plan ve insanoğlu için sınırsız ibretler bulunuyor.
Dişi guguk kuşu, yumurtlama vakti geldiğinde adeta zamanla yarışmaktadır. Devamlı uyanık ve dikkatli olan bu kuş, yapraklar arasında gizlenerek, yuva yapan başka cinsten kuş çiftlerini gözler. Daha önceden iyi tanıdığı bir kuş türünün yuva yaptığını görünce ne zaman yumurtlaması gerektiğine karar verir. Artık, yavruya bakacak kuş ailesi belirlenmiştir.
Guguk, bakıcı kuşun yumurtlamaya başladığını görür görmez harekete geçer. Kuş yumurtladıktan sonra yuvadan ayrılır ayrılmaz, hiç vakit kaybetmeden yuvaya gider ve kendi yumurtasını bırakır. Ama burada çok akıllıca bir şey daha yaparak, yuvanın gerçek yumurtalarından birini aşağı atar. Bu, yuvanın sahibi olan kuşun şüphelenmesini engelleyecektir.
Anne guguk kuşu, yavrusunun güvenilir bir hayata atılması için şaşılacak kadar mükemmel bir strateji ve zamanlama yapmaktadır. Çünkü dişi guguk bir mevsimde 1 değil tam 20 tane yumurta yapar. Buna uygun olarak, çok sayıda bakıcı ebeveyn belirleyip, bunları gözetlemesi ve yumurtlama zamanlarını iyi ayarlaması gerekmektedir. Anne gugukların iki günde bir yumurtlamaları ve her yumurtanın yumurtalıkta beş günde oluşması dolayısıyla, kuşun kaybedecek bir dakikası bile yoktur.
On iki günlük bir kuluçka devresi geçirip yumurtadan çıkan guguk yavrusu, 4 gün sonra gözlerini ilk kez açtığında, ona çok müşfik davranan -ama aslında kendisinin olmayan- ebeveynleri ile karşılaşır. Yumurtasından çıkar çıkmaz ilk işi de, ebeveynlerin olmadığı bir zamanda, yuvadaki diğer yumurtaları aşağı atmaktır! Evet, yanlış okumadınız. Fıtri olarak içine yerleştirilmiş bu hareketle yavru böylece kendine “hayat alanı” açmış olur. Bakıcı ebeveynler kendilerinin sandıkları yavruyu büyük bir özenle beslerler. Yavrunun yuvadan ayrılacağı 6. haftaya doğru çok ilginç bir manzara vardır: İki (serçe kadar) anne-baba kuş ve doyurmaya çalıştığı kendinden büyük (kumru kadar) yavru kuş!

HİKMET NE OLABİLİR?
Kâinatta hikmetsiz bir şey olmayacağı ve her şey insanın istifadesine ve ibret nazarına sunulduğu için bu noktada düşünmeliyiz: Acaba, guguk kuşu, yavrularını niye başka yuvalara bırakıyor? O yavru daha yumurtadan yeni çıkmış üstü başı ıslakken niye diğer yavruları dışarı atıyor? Acaba hiçbir kuş “kendi başına” böyle bir şey yapabilir mi? Demek ki, insanoğlu için ibret, hayvanlar alemi açısından da bilemeyeceğimiz hikmetler gereği böyle bir şey vuku buluyor.

ALACAĞIMIZ DERS NE OLMALI?
Nefsimiz acaba guguk kuşunun bıraktığı yumurta olabilir mi? Eğer kalbimizin, vicdanımızın ve gönlümüzün yuvadan atılmasına göz yumuyor, (belki de kendimiz atıyor!) ve nefsimizi sürekli besliyorsak doğru bir yolda mıyız?
]]>
Serbest Kürsü almanyadancı http://www.turkbetcenter.com/forum/showthread.php?t=9116